Öncelikle kendi içimi dökmek ve rahatlamak üzere bu sayfayı oluşturmak istediğimi bildirmek isterim. Ne bulabilirsiniz burada; Hayata ve gördüklerime dair yorumlar, film, müzik, kitap değerlendirmeleri. Genel olarak dert ettiğim şeyler .
Filistin, Gazze ve Biz
Filistin, Gazze ve Biz

Filistin, Gazze ve Biz

Ekim 2025 tarihi itibariyle yine bir ateşkes ihlalleri silsilesi devam ediyor. Büyük bir toplantı ile ateşkes anlaşması imzalandı. ‘’ 2025 Gaza Peace Summit ‘’ ya da ‘’ Sharm el-Sheikh Zirvesi ‘’ adıyla, 30 ülke katıldı. Katılımcılar İsrail ve Hamas olmadan kendi aralarında yani arabulucular seviyesinde bir anlaşma ortamı oluşturuldu. Türkiye İsrail tarafının gelmesini engelleyerek onlarla aynı masaya oturulmasını önledi. Fakat yine bir işe yaramadı gibi görünüyor. Her gün Filistinli kardeşlerimizin şehit edilme haberleri artık bizimde ümidimizi kıracak kadar fazlalaştı. İki yıl süren bu katliamın müsebbibi gücü elinde bulunduranlardır. Gözler önünde oldu her şey. Şimdi ‘’ katliam durmalı ‘’ demek ellerindeki kanı temizleyemez.

 

Neden Yazdım

Bu yazıyı yazmak yada yazmaya karar vermek bile benim için zor oldu. Zira yazılmamış, söylenmemiş, akıtılmamış bir gözyaşı dahi kalmadı. Belki bir özür dileme, belki bir iç dökme belki kızıma bir mektup gibi düşünebilirsiniz bunu. Bir gün büyüdüğünde ‘’bunlar olurken sen ne yaptın baba, ülkem ne yaptı’’ derse verebileceğim bir cevabım olsun istiyorum.

 

1992 yılında Sırplar Bosnalı kardeşlerimizi katlederken nasıl müdahale edemediysek şimdide aynını Filistin için yapamıyoruz. Yada Esed Suriye’deki kendi insanlarını yani Sünnileri ve Türkmenleri katlederken ki gibi. Ya da Doğu Türkistan’da olanlar gibi. Daha da sayabiliriz. Ne kadar çok değil mi? Böyle durumlarda milletin devletten beklediği şeyler ile devletin yapabilecekleri arasında uçurum olur. Videoları izledikçe, oradan yükselen yardım çığlıklarını duydukça insan bir silah alıp oralara gitmesi gerektiğini düşünüyor. Bu noktada bunun yapılması ne kadar cahilce bir hareket gibi görünse de aslında karıncanın yangına bir damla su taşıyıp ‘’ tarafımız belli olsun’’ düşüncesiyle hareket etmesine benzer. Yada şehitlik kazanma fırsatı olarak da görenler var. Ben orada vefat edenlerin şehit olduğunu düşünüyorum. Allah şehitlikleri kabul eylesin. Fakat bizim bu anlık duygusal tepkilerimiz genelde hissiyat olarak kalıyor. Sebebi ise herkesin farklı tabi. Peki ne yapabiliriz sorusu herkesin aklında.

 

Ne Yapabilirsin 1

Bir damla yine de taşınabilir. Siyonizm’in destekçileri her kim yada ne ise bunun karşısında olabiliriz. Boykot ekonomik bir darbe olacaktır örneğin. Evimize İsrail malı olan yada bağlantısı olan menşei ne olursa olsun satın almamak bence yapılabilecek en kolay iş. Bazı ürünleri Türkiye de üretiliyor olması da bir şeyi değiştirmiyor. Marka her ne ise Siyonizm’i destekliyorsa alınmamalı. Bardaklarınız makinada yıkanırken bir tanesi iyi yıkanmasın varsın yada istediğiniz çamaşır deterjanını kullanmayı verin. Bu size bir şey kaybettirmez. Siyonizm – işte böyle bir bela. İlaçlar, deterjanlar, yiyecekler aklınıza gelebilecek her şeyi üretiyorlar ve ticareti iyi beceriyorlar. En büyük özellikleri bu paraya aşık bir millet. Para için her şeyi yapabilecek bir topluluk.

 

Neden Durduramıyoruz?

Filistin’de olanları durduramıyoruz çünkü kabul edelim o kadar güçlü değiliz. Zira İsrail sadece İsrail değil. Birçok nedenden ötürü İsrail’i destekleyen ülkeler ve örgütler var. Devlet bunlarında hesabını yapmak zorunda. Yani bu bir Bosna katliamı değil. O dönemdeki gücümüzün ne kadar az ve bağımlılığımızın ne kadar fazla olduğunu şimdilerde daha iyi anlayabiliriz. Bosna’da olanlar şu an olsaydı buna müsaade etmezdik. Fakat Filistin’de olanlar maalesef şu anda durdurabileceğimiz bir katliam değil. ABD başta olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesi tarafından destekleniyorlar. Çünkü birçok ülkeyi ekonomik olarak kendine bağlamış bir topluluk bu. Bildiğiniz gibi aslında ülkelerde seçimler olsa da liderleri başkanları millet seçmez. Ülkeleri genel olarak şirketler yönetir. Özellikle bu ABD ve Avrupa’da böyledir. Zaten bu sistem orada oluşmuştur. Adına Krallık ya da Cumhuriyet deyin bir şey değişmez. Aslında orada var olan Korporatokrasi ya da Plütokrasidir. Bu sebeple ipleri birbirine bağlı çok güçlü uluslararası bir organizasyondan bahsediyoruz. Böyle bir güce karşı yapılabilecekler anlık olarak sınırlı. Öncelikle bu gücün karşısında durabilecek bir seviyeye ulaşmamız gerekiyor. Siyaseten diyalog ile yapılabilecek ne varsa devletimizin yaptığını düşünüyorum. Açık seçik değil ama farklı yollar ile Türkiye’nin Hamas’a teknik, taktik, silah ve para olarak destek verdiğine inanıyorum. Bu belki şu an imkânsız gibi görünebilir fakat yıllar içinde oluşturdukları direniş bir destek olmadan çok zor olurdu. Tayyip Erdoğan’ın bir basın toplantısında üstü kapalı bazı sözleri olmuştu. İçim biraz ferahlamıştı açıkçası. Çünkü orada bir toprak savaşı verilmiyor. Orada olanlar bir tür Kudüs mücadelesidir. Allah Bağdat’tan sonra Kudüs’ün de kurtarıldığını bize göstersin.

 

Milletimiz ise yardım kuruluşları vasıtası ile ellerinden geleni yapmakta. Yine Türkiye en fazla yardımı yapan ülke sıralamasında birinci durumda. Fakat bu bizim içimizi soğutmuyor. O sözde ülkenin kafes içine alınması, içindeki azgınların yok edilmesi şart. Başka türlü bir çözüm ben göremiyoruz. Çocukların ölmesi gerektiğini söyleyen bir kitle nasıl ıslah edilebilir.

 

Ne yapabiliriz 2

Herkesin kendi evinin önünü süpürmesi gerekli. Okumalı ve araştırmalıyız. Bu kadar nasıl zayıfladık. Bunu iyi kavramalıyız. Kavradıktan sonra da eksiklerimizi gidermeliyiz. Bu işe kendinizden ve ailenizden başlamalısınız. Her şey Allah’ın emirleri dairesi içerisinde olmalı. Her ne iş yapıyorsak en iyisi olmak için çabalamalıyız. Çocuklarımıza bunu anlatmalı ne için okuduğunu zihinlerine sokmalıyız. Aile bizim başlangıç noktamız. Aileler düzelirse ülke düzelir, ülke düzelirse bir şeyler değişir. Her gün aynı kası çalıştırarak farklı kasların geliştiğini göremezsiniz. Kafanızda hep bir dert gerçek bir mesele olsun.

 

Suriye savaşı olurken yazdığım bir yazı vardı. Okumak isteyen buradan ulaşabilir. O yazıya başlarken ‘’umarım tekrar bu konuları yazmak zorunda kalmam’’ demiştim. Maalesef daha feci bir katliamla, soykırımla karşı karşıyayız. Dünya iyiye gitmiyor. Dini imanı para olanların yönettiği bir dünya ya doğduk. Ve bunun için insanların organlarını satan askerlerin olduğunu izliyoruz. Kadın çocuk demeden öldüren acımasız insanlıktan aşağı, hayvandan aşağı bir toplumun olduğu bir dünyadayız şuanda. Bu olanlar maalesef 3. Dünya savaşının habercisi gibi görünüyor. Bu azgınlığın bir noktada durması için belki de gerekli olan budur. Bizler uzaktan izleyenlerin de harekete geçmesi için belki de acının bize de ulaşması gerekiyordur. Hak ediyor muyuz. Bence evet. Şımarıklık dünya da aldı başını gitti. Hiçbir şey den memnun olmayan devamlı isteyen bir topluluk oluştu. İnsanlık hep böyle miydi. Bence evet. Zaten geçmişe bakarsanız hep bir savaş hep bir bela başımıza gelmiş. Şimdide İsrail denen virüs başımızda. Bu bela eninde sonunda bizi de bulacak. Umarım o zaman yeterince hazır oluruz.

Eğitim

Buna hazır olmak şuanda ailelerin elinde. Kendinizi ve çocuklarınızı öyle yetiştirmelisiniz ki günü geldiğinde elleri kolları bağlı kalmamalılar. Bu hazırlık hiçbir zaman Allah’ın kuralları unutulmadan yapılmamalı. Gücün ve başarının geleceği her yol mübah olarak görmemeli gençler. İşte bu sebeple gerçek din eğitimi verilmeli. Ve çocukluktan verilmeli. Bunun yapılabilmesi için ise din eğitimini gerçekten önemseyen ve İslam’ı bilen insanların yetişmesi çok önemli. İslam eğitiminin devlet eliyle yapılamadığı açık. Anne babanın aslında çocuğun ilk öğretmeni olduğu gerçeğine dayanarak boş vaktimizin olmadığını bilin. Öğrenmeli ve öğretmelisiniz. Anne baba çocuğun karne notlarına bakıp mutlu olabilir fakat ya gerçek hayatta yapacakları ne olacak. Çocuğun gelecekte ülkenin yönetiminde olacağını düşünerek hareket etmelisiniz. Her biri bir Abdülhamid Han olma adayı, her biri Akşemseddin olma adayı. Çocuklara o gözle bakmalı ve gerekli eğitimin verilmesi sağlanmalı.

 

Son

Bu konuyu daha çok konuşup yazacağız gibi görünüyor fakat bitirirken şunları eklemeden geçemem. Boykotun bitmemesi gerektiğini bilelim. Kısmen yukarıda bahsettim. Filistin’i mazlumları aklınızdan çıkarmayın. Yazın, konuşun, yazılanları okuyun, yayın, ekonomik olarak yardım kuruluşları ile destek verin, Siyonizm’in olduğu hiçbir organizasyona destek vermeyin, ortaklık yapmayın. Bunlar elinizden gelebilecek olan şeyler.  Sumud filosu gibi organizasyonlara katılma gücünüz varsa katılın. Devletlerin yapabilecekleri bazı şartlar altında sınırlıdır çünkü koca bir ülkeyi riske atmak istemezler fakat insanlar bireysel olarak bu tarz organizasyonlar ile baskı kurabilirler. Bu fırsatları imkanınız varsa kaçırmayın. Allah orada vefat edenleri şehit mertebesi ile şereflendirsin, her bir damla su taşıyan insanlarda razı olsun güç kuvvet versin. Allah Kudüs’ün, Mekke’nin, kurtulduğu günleri bizlere göstersin. Kalın sağlıcakla.

 

02 Ekim 2025

Eser TOPAL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir