Kendinize, ailenize ya da çevrenize bir bakın. Herkes mühendis, herkes profesör, herkes öyle ya da böyle bir meslek erbabı, bir diploma sahibi. Memleket bu “eğitimli” insanların yoksunluğunu çekiyor mu sizce?
Çocuğunuz var mı? Cevabınız evet ise o zaman şunu istiyorsunuz: Çocuğum şu mesleği yapsın, şu okulu kazansın; yetmez, şu puanı tuttursun; yetmez, yurt dışında okusun, bilmem kaç dil bilsin. Bunlar her anne babanın isteyeceği çok masumane ve doğal istekler. Bu isteklerde kötü bir imada bulunmuyorum, alt metinde farklı bir şey anlatmaya çalışmıyorum. Fakat istekleriniz çok eksik.
“Eğitimli İnsan” Emek İster
Benim kardeşim ülkenin en iyi okullarını kazandı, yurt dışında üniversite bitirdi ve farklı bir ülkede çok başarılı bir mühendis. Örnek alınacak bir başarı hikayesi ve ailesi olarak gurur duyuyoruz. İnsan böyle bir çocuğu ya da kardeşi olduğunda kendi başarmış gibi mutlu oluyor. Fakat maalesef öğrenciler okullardan ahlak ve terbiye öğrenmiyorlar. Bunu genel olarak çocuklar ailelerinden ve çevrelerinden öğreniyorlar. Kardeşim bu eğitimleri alırken ailesi de gerekli ahlaki eğitimi ve terbiyeyi vermiş fakat maalesef bu genel olarak es geçiliyor.
İşte gerçekten “eğitimli insan” emek ister, zaman ister; insanın içinde de varsa cevher ortaya çıkar. Şükür ki çevremde okumuş insanların ahlakı da en az okul eğitimleri kadar iyi seviyede. Peki sokak öyle mi? Bu ahlaki çöküşü neye bağlamak lazım?
İnsanlar çocuklarını parayla eğitebileceğini düşünüyor. Bu yanlıştır. Her akıllı çocuğun eğitilebileceği düşünülür. Bu yanlıştır. Eğer öyle olsaydı bebekleri para için ölüme terk eden doktor, para için inşaattan malzeme çalan mühendis, para için hataları görmezden gelen polis, para için usulsüz imar planlarına onay veren belediye başkanı, kendi çocuğu hapse girmesin diye başka birinin kızını öldürebilen bir vali olmazdı.
Neyi Kaybettik?
Matematikten yüz alanlar cinayet işleyebiliyor! Tarih dersini başarıyla verenler tarihi eserleri rant için talan edebiliyorlar. Okul neyi vermiyor? Aileler neyi veremiyor?
Ahlak, ayıp, terbiye, haram, zanaat, dini ilimler! Bu kavramlar ortadan kalktı. Artık bunların bir önemi yok çünkü şan, şöhret ve para etmiyorlar. Nakde dönmeyen hiçbir şeye önem vermiyoruz. Para put olmuş. Mühim olan parayı öyle ya da böyle bulmak; nasıl bulduğunun hiçbir önemi yok. Helal yolla parayı bulmak da artık demode. Ardından her şey senin. Sanırsın ki doyacak ve huzur bulacaksın. Bulamazsın! Bu da ayrı bir yazı konusu olsun.
Eksik Olanları Nasıl Tamamlayacağız?
Bu eksik olanları nasıl tamamlayacağız? Bir devrim gerekli. Kadim bilgilerimiz ile yeniyi harmanlayıp yeni bir eğitim sistemi kurmalıyız. Okullar ve aileler buna göre tekrar düzenlenmeli, dizayn edilmeli. Film, dizi, reklamlar ve tüm programlar zorla buna göre tasarlanmalı.
200 yıl önce sıbyan mektepleri çocuklara okuma yazma ve temel dini bilgilerin verildiği bir yerdi. Peki burada çocuklar ne öğreniyordu? Kendine saygı, topluma saygı, ahlak, edep, adap. Çocuklar bunları tahsil edip medrese eğitimine geçiyorlardı. Burada yüksek düzeyde pozitif ilimler ve dini ilimler öğreniyorlardı. O dönemlerde usta-çırak ilişkileri de üst düzeydi. Bir zanaat öğrenilecekse kitaplardan değil, ustadan uygulamalı öğrenilirdi.
Bakın dikkat ederseniz din (burada dinden kastım İslam’dır) hayatın her alanında. Eğer bir mühendis sadece pozitif ilimler öğrenirse vakti geldiğinde ahlak sınavından kalabilir. “Şu evrakı imzalayıver kardeşim, al sana kayıt dışı bilmem kaç dolar” dendiğinde “hayır” diyemeyebilir. Onu hangi dürtü, duygu, his durduracak?!
Hatalı Kodlar ve Çocuk Eğitimi
Şu anda bunu yaşıyoruz toplum olarak. Birinin çöp atmasını dahi bu eğitimsizlikle ilişkilendiriyorum. Bakın, ceza vererek bunu belki bir noktaya kadar engelleyebilirsiniz fakat kişi yalnız kaldığında aynı yanlışı yine de yapabilir ve yapacaktır.
Bunu şöyle düşünün: Programı yazan adam kodları yazarken (çocuk eğitilirken) bu hatalı kodu yazmamayı tercih ediyor. Ve program bu hatalı işlemi hiç yapmıyor. Diğer bir programcı bu hatalı kodu umursamıyor. Bakmıyor bile “böyle bir hata olabilir mi” diye. Zamanla bu hata oluşunca değiştirmeye çalışıyor fakat yıllar içinde o programa o kadar fazla kod yazmış ki tüm programı yeniden yazması gerekiyor ki o hata kaldırılabilsin. İnsan tekrar çocukluğuna döndürülemez, tekrar eğitilemez. Yine lafı çok uzattım.
Ben eğitim sistemimizi 200 yıl öncesine çevirelim, okulları medreselere çevirelim demiyorum. Kadim eğitim sistemimizden ilhamla yeniden yeniyi tasarlayalım ve geleceğimizi kurtaralım diyorum. Neden bunları yazıyorum? Çünkü ben ve ailem bu ülkede yaşıyoruz. Kızım daha edepli, terbiyeli bir ülkede yaşasın istiyorum. Edebin yoksunluğunu yaşıyoruz. O bunu yaşasın istemiyorum. Ülkenin daha fazla mühendise değil; daha fazla edepli insana, ahlaklı insana, Allah sevgisi olan insana ihtiyacı var. İşte yoksunluğunu çektiğimiz bu bizim.
